Konut krizinde görünenin ötesi: Fiyatlar değil sistem alarm veriyor

Prof. Dr. Yener Coşkun, Türkiye’de konut sorununu yüksek fiyatlarla açıklamanın yetersiz olduğunu belirterek, asıl kırılmanın alım gücü erimesi ve işlevini yitiren finansman sistemi olduğunu vurguluyor.
Konut krizinde görünenin ötesi: Fiyatlar değil sistem alarm veriyor

Ekonomim Gazetesi yazarı ve gayrimenkul finansı uzmanı Prof. Dr. Yener Coşkun, Türkiye’de konut piyasasında yaşanan krizin yüzeyde göründüğü gibi yalnızca fiyat artışlarından ibaret olmadığını savundu. Coşkun’a göre temel problem, hanehalkının alım gücündeki sert düşüş ve buna paralel olarak kredi mekanizmasının çalışmaz hale gelmesi.

Coşkun, konut fiyatları ve kiraların reel anlamda gerilediğine dikkat çekerek toplumdaki yüksek fiyat algısının gerçeği tam yansıtmadığını belirtti. “Konut fiyatları yüksek değil, kiralar da yüksek değil. Asıl sorun satın alma gücümüzün buharlaşması ve kredi mekanizmasının çökmesi” sözleriyle mevcut tabloyu özetledi.

Küresel trendden kopan Türkiye

Pandemi sonrası dönemde dünya genelinde konut fiyatlarının yükseldiğini hatırlatan Coşkun, Türkiye’nin ise hem fiyat artış hızı hem de ulaşılan seviyeler açısından bu eğilimden olumsuz şekilde ayrıştığını ifade etti. Yüksek faiz ortamı ve gelirlerin konut fiyatlarının gerisinde kalması, özellikle krediyle ev sahibi olmayı büyük ölçüde zorlaştırıyor.

Barınma, giderek “nakit oyunu”na dönüşüyor

Coşkun’a göre mevcut koşullarda konuta erişim, giderek yalnızca nakit gücü yüksek kesimlerin avantaj sağladığı bir yapıya evriliyor. Bu durumun piyasadaki sosyal dengeleri daha da kırılgan hale getirdiği vurgulanıyor.

Demografik ve toplumsal risk

Konut krizinin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığına dikkat çeken Coşkun, gençlerin ev sahibi olma ihtimalinin azalmasının doğurganlık oranlarını dahi etkileyebileceğini belirtiyor. Küçük metrekareli konutlara yönelişin ise hem değişen talep yapısının hem de daralan alım gücünün sonucu olduğu ifade ediliyor.

“Asıl çöküş sistemde”

Yazısının sonunda Coşkun, sorunun basit bir fiyat meselesi olarak ele alınamayacağını vurgulayarak, konutun yatırım aracı ile temel ihtiyaç olma işlevleri arasındaki dengenin bozulduğunu söyledi. Ona göre çözüm, sosyal barışı ve barınma hakkını merkeze alan yeni bir konut politikasıyla mümkün.