Geleceğin binalarında enerji depolama öne çıkacak

Wood Mackenzie raporuna göre küresel enerji depolama kapasitesinin 2035’e kadar yedi kattan fazla artarak 7 TWh’ı aşması bekleniyor. Pazarın 2026’da yüzde 30 büyüyeceği öngörülürken ticari ve endüstriyel sistemler de öne çıkıyor.
Geleceğin binalarında enerji depolama öne çıkacak

Yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimindeki dalgalanmaları dengeleyen enerji depolama sistemleri, küresel enerji dönüşümünde giderek daha önemli hale geliyor. Araştırma şirketi Wood Mackenzie’nin yayımladığı rapora göre, dünya genelindeki enerji depolama kapasitesinin 2035 yılına kadar yedi kattan fazla artarak 7 TWh seviyesini aşması bekleniyor. Sektörün yalnızca 2026’da yüzde 30 büyüyeceği tahmin ediliyor.

Fabrika ve ticari binalarda depolama talebi artıyor

Enerji depolama pazarında büyük ölçekli tesislerin yanı sıra ticari ve endüstriyel sistemler de büyüme ivmesi kazanıyor. Fabrika ve ticari binalarda kullanılan bu sistemler, elektriğin talebin düşük olduğu saatlerde depolanmasına ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılmasına olanak tanıyor. Böylece işletmelerin enerji maliyetlerini azaltması ve şebekeye bağımlılığını düşürmesi hedefleniyor.

Avrupa, yeni kurulumlarda ABD’yi geçti

Çin ve ABD toplam pazar büyüklüğünde liderliğini korurken Avrupa, 2026’da yıllık yeni kurulum kapasitesi bakımından ABD’yi geride bırakarak Çin’in ardından ikinci sıraya yükseldi. Konut tipi enerji depolamada ise Avustralya, teşvik programlarının etkisiyle Almanya’yı geçerek en büyük pazar konumuna geldi. ABD’de azalan vergi teşvikleri nedeniyle bu segmentte daralma bekleniyor.

2030 sonrasında yenileme ihtiyacı artacak

Rapora göre bağımsız batarya tesislerinin büyük ölçekli depolama projelerindeki liderliğini 2035’e kadar sürdürmesi bekleniyor. Bununla birlikte, devreye alınacak kapasitenin yaklaşık üçte birinin güneş ve rüzgâr santralleriyle entegre sistemlerden oluşacağı öngörülüyor.

Kullanım ömrünü tamamlayan tesislerin yenilenmesi de sektörün gündeminde. Bu çalışmaların 2030 sonrasında hız kazanması ve 2035’e kadar yenileme kapsamında 40 GWh ek kapasitenin devreye alınması bekleniyor. ABD, Japonya ve Almanya’nın bu süreçte öncü rol üstleneceği tahmin ediliyor.