Gençlerin yüzde 40’ı aile evinde: Konut talebi kiralık piyasasına kayıyor

Türkiye’de 25-34 yaş grubunun yüzde 40,1’i ailesiyle yaşamaya devam ediyor. Artan konut maliyetleri bağımsız yaşamı geciktirirken evden ayrılabilen gençler öncelikle kiralık konutlara yöneliyor.
Gençlerin yüzde 40’ı aile evinde: Konut talebi kiralık piyasasına kayıyor

Türkiye’de genç yetişkinlerin kendi evini kurma süreci giderek daha ileri yaşlara erteleniyor. Eurostat verilerine göre 25-34 yaş grubunda aile evinde yaşayanların oranı 2025 yılında yüzde 40,1’e yükseldi. Bu tablo, konut ihtiyacının ortadan kalkmadığını, ancak satın alma gücü ve finansman koşulları nedeniyle talebin farklılaştığını gösteriyor.

Aile evinde yaşayan gençlerin oranı 20 yılda arttı

Türkiye’de 25-34 yaş grubunun aile evinde yaşama oranı 2006’da yüzde 30 seviyesindeyken 2024’te yüzde 38,3’e, 2025’te ise yüzde 40,1’e çıktı. Gençlerin aile evinden ayrılma yaşı da yükseldi. 2006’da 26,5 olan ortalama yaş, 2024’te 28,2’ye ulaştı.

Ev sahipliği gerilerken kiracılık yükseliyor

Eurostat verileri, konut mülkiyetindeki değişimi de ortaya koyuyor. Kendi konutunda yaşayanların oranı 2014’te yüzde 61,1 iken 2025’te yüzde 56,9’a geriledi. Piyasa fiyatları üzerinden kiracı olarak yaşayanların payı ise 2006’daki yüzde 23,7 seviyesinden 2025’te yüzde 27,3’e yükseldi.

İpotek borcu bulunan konutlarda yaşayanların oranı da 2019’daki yüzde 8,4 seviyesinden 2025’te yüzde 5,1’e düştü. Veriler, gençlerin bağımsız yaşama geçebildiklerinde satın almadan önce kiralamaya yöneldiğine işaret ediyor.

Avrupa ortalamasının üzerinde

2025 yılında 25-34 yaş grubunda aile evinde yaşama oranı Avrupa Birliği genelinde yüzde 30,1 olarak kaydedildi. Yunanistan’da yüzde 56,3, İtalya’da yüzde 50,7 olan oran, Türkiye’de yüzde 40,1 seviyesinde gerçekleşti. Danimarka ise yüzde 3,9 ile listenin en düşük oranına sahip ülkelerinden biri oldu.

Küçük daireler ve kiralık konutlar öne çıkabilir

Gençlerin bağımsız hane kurma sürecinin gecikmesi, kısa vadede özellikle küçük metrekareli kiralık konutlara yönelik talebi destekleyebilir. Ulaşım bağlantıları güçlü, kira maliyeti daha erişilebilir daireler; öğrenciler ve genç çalışanlar açısından önem kazanabilir.

Satın alma piyasasına geçişte ise konut kredisi faizleri, peşinat ihtiyacı, konut fiyatları ve hane gelirleri belirleyici olacak. Finansman koşullarının iyileşmesi, bugün ertelenen talebin bir bölümünü satış piyasasına yöneltebilir.

Konut giderlerinin hane bütçesinde aşırı yük oluşturduğu nüfusun oranı da 2024’te yüzde 14,8’den 2025’te yüzde 10’a geriledi. Ancak aile evinde yaşayan gençlerin payındaki artış dikkate alındığında bu düşüş, bağımsız hanelerin barınma maliyetlerini karşılama kapasitesindeki iyileşme olarak tek başına yorumlanamıyor.

Veriler, gençlerin konut ihtiyacının ortadan kalkmadığını; bağımsız yaşama geçişin ve konut edinmenin ertelendiğini gösteriyor. Bu birikimin hangi ölçüde kiralık piyasasına, hangi koşullarda satış piyasasına yansıyacağı ise önümüzdeki dönemde konut sektörünün önemli gündemlerinden biri olacak.