İstanbul’daki sel felaketinin sigortalı faturası 10,7 milyar TL’yi aştı

Marmara Bölgesi’nde sel kaynaklı sigortalı hasar 11,99 milyar TL’ye ulaştı. Zararin yüzde 89,8’i İstanbul’da kaydedilirken uzmanlar, kentlerde betonlaşmaya karşı mavi-yeşil altyapı yatırımlarının artırılmasını istiyor.
İstanbul’daki sel felaketinin sigortalı faturası 10,7 milyar TL’yi aştı

İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde yaşanan sel felaketlerinin ekonomik bilançosu açıklandı. Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre bölgede toplam 10 bin 130 hasar ihbarı yapılırken sigortalı zarar 11 milyar 992,45 milyon TL oldu. Hasarın 10 milyar 770,1 milyon TL’lik bölümü İstanbul’da gerçekleşti.

Sel zararının yüzde 89,8’i İstanbul’da

İstanbul’daki sigortalı hasarların 8,93 milyar TL’si sanayi ve konutlara ilişkin yangın poliçelerinden, 2,71 milyar TL’si ise kasko poliçelerinden kaynaklandı. Veriler, aşırı yağışların kentlerde yol açtığı ekonomik kaybın boyutunu ortaya koydu.

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Genel Başkanı Özay Yerlikaya, taşkın riskinin azaltılması için kent planlamasında doğal su döngüsünün dikkate alınması gerektiğini belirtti. Yerlikaya, mavi-yeşil altyapı yatırımlarının yalnızca çevresel değil, ekonomik açıdan da önemli olduğunu vurguladı.

Betonlaşmaya karşı doğa temelli çözümler

Yağmur bahçeleri, yeşil çatılar, geçirgen zeminler ve bitkilendirilmiş açık alanlar, yağmur suyunun düştüğü yerde tutulmasına ve yüzey akışının yavaşlatılmasına yardımcı olabiliyor. Ancak bu uygulamaların zeminin yapısı, arazi eğimi, yağış koşulları ve mevcut drenaj sistemi dikkate alınarak tasarlanması gerekiyor.

Yerlikaya, projelerin yalnızca ilk yapım maliyetine göre değerlendirilmemesini, bakım giderleri ve önlenebilecek afet zararlarının da hesaba katılmasını önerdi.

Kentsel dönüşümde su yönetimi de gündeme alınmalı

Yerlikaya’ya göre kentsel dönüşüm yalnızca binaların yenilenmesiyle sınırlı kalmamalı. Doğal su akış yollarının korunması, açık ve yeşil alanların artırılması, geçirgen yüzeylerin yaygınlaştırılması da planlamanın parçası olmalı.

Dere yatakları ve taşkın alanlarının imar kararlarında korunması gerektiğine dikkat çeken Yerlikaya, gayrimenkul projelerinde “doğa dostu” iddialarının da teknik verilerle desteklenmesini istedi. Yağmur suyunun ne kadarının alanda tutulduğu ve fazla suyun hangi güzergâhtan tahliye edildiği gibi ölçütlerin denetlenebilir olması gerektiğini belirtti.