Konut piyasasında tek reçete dönemi bitmeli!
Türkiye’de konut fiyatları, kiralar ve konuta erişim tartışmaları sürerken Prof. Dr. Ali Hepşen, mevcut sorunların tek bir politika yaklaşımıyla çözülemeyeceğini vurguladı. Dünya Gazetesi’ndeki yazısında konut piyasasına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Hepşen, farklı şehirlerin ve gelir gruplarının ihtiyaçlarının ayrı ayrı ele alınması gerektiğini ifade etti.
İlk konut ile yatırım amaçlı alım aynı değil
Hepşen’e göre ilk evini almaya çalışan bir aileyle üçüncü veya dördüncü konutunu yatırım amacıyla edinen kişinin aynı politikalarla değerlendirilmesi doğru değil. Benzer şekilde uzun dönem kiraya verilen bir konut ile yılın büyük bölümünde boş tutulan ikinci konutun da farklı ele alınması gerekiyor.
İstanbul’da yüksek konut fiyatları ve peşinat ihtiyacı orta gelirli hanelerin ev sahibi olmasını zorlaştırırken Antalya ve Muğla gibi şehirlerde turizm, yabancı talebi ve kısa süreli kiralamalar konut piyasasını etkiliyor. Nüfusu azalan şehirlerde ise yeni üretimden çok mevcut konut stokunun verimli kullanılması önem kazanabiliyor.
Düşük gelir grubu için sosyal kiralık konut önerisi
Hepşen, düşük gelirli haneler açısından kredi faiz desteğinin tek başına yeterli olmayabileceğini belirtti. Peşinat biriktirme ve borçlanma kapasitesi sınırlı olan kesimler için sosyal konut ve erişilebilir kiralık konut seçeneklerinin öne çıkabileceğini ifade etti.
Orta gelir grubunda ise uzun vadeli finansman, ilk konut edinimine yönelik destekler ve erişilebilir fiyatlı konut üretiminin önem taşıdığını kaydetti.
Konut vergisinde kullanım amacı da dikkate alınmalı
Hepşen, ikinci konut sahipliğinin doğrudan sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, uzun dönem kiraya verilen yatırım amaçlı konutların kiralık arzına katkı sağladığını hatırlattı. Bu nedenle vergilendirmede yalnızca konut sayısının değil, taşınmazın kullanım biçiminin de dikkate alınmasını önerdi.
Uzman isme göre temel ikametgâh olarak kullanılan, uzun dönem kiraya verilen, kısa süreli kiralamaya konu olan veya büyük ölçüde boş tutulan konutlar arasında ayrım yapılabilmeli.
Hepşen, konut politikalarının üç temel değişken üzerine kurulması gerektiğini vurguladı: Coğrafya, gelir grubu ve kullanım amacı. Sosyal kiralık konut, konut arzı, finansman, kamu arsalarının değerlendirilmesi ve kentsel dönüşümün de bu yaklaşımın parçaları olması gerektiğini belirtti.





