Yargı, 'İsrail Evleri'ni Ankara'nın kültürel simgesi saymadı
Ankara'nın Cumhuriyet dönemi yerleşim planlamasında önemli bir yere sahip olan ve halk arasında ''İsrail Evleri'' adıyla anılan konutlarla ilgili hukuki süreç tamamlandı. Mimarlar Odası Ankara Şubesi'nin, bu yapıların tarihsel ve mimari birer değer olduğu gerekçesiyle koruma altına alınması yönündeki girişimi yargı engeline takıldı.
''Simge değil, sıradan yapı''
Dava sürecini değerlendiren mahkeme heyeti, sunduğu gerekçeli kararda yapıların mimari özelliklerine dikkat çekti. Kararda, İsrail Evleri'nin Ankara'nın genel kentsel dokusu içinde ayrışan, özgün bir sanat değeri taşıyan veya kentin hafızasında simge niteliği kazanan bir mimari üslup barındırmadığı belirtildi.
Mahkeme sürecinde hazırlanan bilirkişi raporları ve teknik incelemeler, yapıların korunması gereken taşınmaz kültür varlığı kriterlerini karşılayamadığını ortaya koydu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda yapıların estetik ve sanatsal açıdan nadir bir örnek teşkil etmediği, tarihsel süreçte kentin kimliğiyle bütünleşmiş anıtsal bir değer taşımadığı, kültür varlığı tescili için gerekli olan yasal şartların oluşmadığı ifade edildi.
Mimarlar Odası'nın talebi geçersiz sayıldı
Mimarlar Odası'nın, bu evlerin yıkılmasını önlemek ve koruma statüsü kazandırarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak amacıyla yaptığı başvuru, yargının bu kararıyla birlikte reddedilmiş oldu. Bu karar, bölgede yapılması planlanan olası kentsel dönüşüşm ya da yenileme çalışmalarının önündeki hukuki bir tartışmayı da noktalamış oldu.










