Yüksek site aidatları nedeniyle ev sahipleri yatırım kararını yeniden değerlendiriyor
İstanbul’da konut sahiplerinin ve kiracıların karşılaştığı giderler arasında site aidatları giderek daha fazla yer tutuyor. Bazı lüks projelerde aidatların 70 bin TL seviyesine çıkması, ortak giderlerin kira bedelleriyle yarışmasına neden oluyor. Yüksek tutarlar, konut yatırımında da yeni bir değerlendirme kriteri haline geliyor.
Lüks sitelerde aidat 70 bin TL’ye ulaştı
Son 5 yılda İstanbul genelinde site aidatlarının yüzde 300’den fazla arttığı belirtiliyor. Beşiktaş, Şişli ve Sarıyer’deki lüks projelerde aylık aidatlar 45 bin ila 70 bin TL arasında değişiyor. Butik sitelerde ise aidatlar 3-5 bin TL seviyesinin altına inmiyor.
Bağcılar ve Ümraniye gibi ilçelerde, güvenlik ve kapıcı hizmeti bulunmayan küçük apartmanlarda dahi fatura ve temizlik giderleri için aylık 1.500-2.000 TL aidat toplanabiliyor.
Aidatların büyük bölümünü personel giderleri oluşturuyor
Lüks sitelerde aidat bütçesinin yaklaşık yüzde 55’ini personel giderleri oluşturuyor. Enerji, güvenlik, bakım ve havuz masrafları da ortak giderleri artırıyor. Az daireli yapılarda ise toplam maliyetin daha az sayıda haneye bölünmesi, daire başına düşen aidatı yükseltiyor.
Öte yandan bazı yönetimlerin gerçek giderlerin üzerinde tahsilat yaptığı ve milyonlarca liralık site bütçelerinin yeterince denetlenmediği yönündeki eleştiriler de gündemde.
Yüksek aidat yatırımcıyı da etkiliyor
Aidatların kira bedellerine yaklaşması, özellikle 1+0 ve 1+1 dairelere yönelik yatırım talebini etkiliyor. Dairenin boş kalması durumunda da aidat ödeme yükümlülüğü mülk sahibinde kalıyor. Ödenmeyen aidatlar için icra takibi başlatılabilmesi de yatırımcıların maliyet hesabında bu gideri dikkate almasına neden oluyor.
Aidat artışında kat malikleri kurulu onayı gerekiyor
Mayıs ayında yürürlüğe giren düzenlemeyle işletme projesi ve aidat artışlarında kat malikleri kurulunun onayı zorunlu hale getirildi. Böylece site yöneticilerinin tek başına aidat belirlemesinin önüne geçilmesi amaçlandı.
Site bütçelerinin, faturaların, yönetim ücretlerinin ve hizmet alım tekliflerinin maliklerle şeffaf biçimde paylaşılması gerektiği vurgulanıyor. Bağımsız denetim ve belediyeler bünyesinde kurulabilecek danışma birimleri aracılığıyla bütçe analizi, enerji etüdü ve hukuki destek sağlanması da çözüm önerileri arasında yer alıyor.





