Ev sahibi depozitoyu hangi durumlarda kesebilir? Boya zorunluluğu da netleşti

Kiracı tahliye sırasında evi boyatmak zorunda değil. Ev sahibinin depozitodan kesinti yapabilmesi için ödenmemiş borç veya olağan kullanımı aşan, kiracının sorumluluğundaki somut bir zarar bulunması gerekiyor.
Ev sahibi depozitoyu hangi durumlarda kesebilir? Boya zorunluluğu da netleşti

Ev sahibi ile kiracı arasında tahliye döneminde yaşanan anlaşmazlıkların başında depozito iadesi ve boya masrafları geliyor. Hürriyet gazetesi yazarı Oya Armutçu’nun konuya ilişkin yazısında, Türk Borçlar Kanunu kapsamında kiracı ve ev sahiplerinin sorumluluklarına dikkat çekildi.

Ev sahibi depozitoyu keyfî olarak kesebilir mi?

Ev sahibinin depozitoyu gerekçe göstermeden iade etmemesi veya istediği tutarda kesinti yapması mümkün değil. Ödenmemiş kira, aidat ve faturalar gibi borçlar ya da kiracının kusurundan kaynaklanan somut zararlar kesinti gerekçesi olabiliyor.

Evin zaman içinde eskimesi ve olağan kullanım nedeniyle yıpranması ise tek başına depozitonun kesilmesi için yeterli sayılmıyor. Kesinti yapılacaksa zararın ve bedelinin somut belgelerle ortaya konulması gerekiyor.

Kiracı çıkarken evi boyatmak zorunda mı?

Kiracının evden ayrılırken mutlaka boya yaptırması gerektiği yönündeki yaygın kanı, her durumda geçerli değil. Türk Borçlar Kanunu uyarınca kiracı, olağan kullanımdan kaynaklanan yıpranmalar dışında taşınmazı teslim aldığı duruma uygun biçimde geri vermekle yükümlü.

Duvarların zamanla kirlenmesi, boyanın solması ve günlük kullanımın oluşturduğu izler olağan yıpranma kapsamında değerlendiriliyor. Bu nedenle yalnızca bu gerekçelerle kiracıdan evi yeniden boyatması istenemiyor.

Hangi durumlarda kiracı sorumlu tutulabilir?

Duvarların tahrip edilmesi, olağan kullanımı aşan çizikler oluşması veya duvarların farklı renklere boyanıp eski hâline getirilmemesi gibi durumlarda kiracı, meydana gelen zarardan sorumlu tutulabiliyor.

Dolayısıyla depozito kesintisi ve boya masraflarında belirleyici olan, evin zamanla yıpranması değil, kiracının sorumluluğunda olan somut bir zararın bulunup bulunmaması.