İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında emsal niteliğinde karar

İstanbul’da görülen davada mahkeme, ev sahibinin “gerçek ve zorunlu konut ihtiyacı” bulunduğu gerekçesiyle kiracının tahliyesine hükmetti. Karar, ihtiyaç iddiasının yargılama boyunca da ispatlanması gerektiğini ortaya koydu.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında emsal niteliğinde karar

İstanbul’da açılan ihtiyaç sebebiyle tahliye davasında mahkeme, ev sahibinin konut ihtiyacını “samimi, zorunlu ve devamlı” buldu. Türk Borçlar Kanunu’nun 351. maddesi kapsamında değerlendirilen davada, taşınmazın tahliyesine karar verildi.

Dosya kapsamında, İçerenköy’de bulunan konutun 1 Haziran 2021’de aylık 1.150 TL bedelle kiraya verildiği, ancak ilerleyen süreçte ev sahibinin ortaya çıkan konut ihtiyacı nedeniyle yargı yoluna başvurduğu belirtildi. Dava öncesinde arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, tarafların ise karşılıklı iddialarını mahkemeye sunduğu aktarıldı.

Mahkeme geniş kapsamlı inceleme yaptı

Yargılama sürecinde Emniyet Müdürlüğü, tapu kayıtları, İSKİ ve banka hareketleri dahil olmak üzere çok sayıda resmi kurumdan bilgi talep edildi. Mahkeme, delilleri detaylı şekilde inceleyerek konut ihtiyacının gerçekliğini araştırdı.

Tanık beyanları belirleyici oldu

Davacı tarafın tanıkları, konut ihtiyacının ailevi nedenlere dayandığını ve mevcut yaşam düzeninin sürdürülemez hale geldiğini ifade etti. Ayrıca mevcut konutun yıkım sürecinde olduğu ve bu nedenle yeni bir yaşam alanına ihtiyaç duyulduğu yönünde beyanlar dosyaya girdi.

“İhtiyaç yargılama boyunca da devam etmeli” vurgusu

Mahkeme kararında, ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında yalnızca dava açıldığı anda değil, yargılama sürecinin tamamında ihtiyacın güncel ve devamlı olması gerektiği vurgulandı. Yapılan incelemelerde davacının İstanbul’da başka bir konutunun bulunmadığı da resmi kayıtlarla doğrulandı.

Tüm delilleri değerlendiren mahkeme, taşınmazın tahliyesine karar verirken kiracının 30 bin TL vekalet ücreti ve yargılama giderlerini ödemesine hükmetti. Karar, ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında “samimiyet ve süreklilik” kriterinin önemini bir kez daha öne çıkardı.