Malatya'da bir müteahhit kendi yaptığı inşaatı yıktı!
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yeniden yapılanma sürecine giren Malatya’da, 105 dairelik bir kentsel dönüşüm projesinde dikkat çeken bir beton skandalı ortaya çıktı. Yeşilyurt ilçesindeki inşaatta firma tarafından yapılan kontrollerde, projede kullanılması gereken beton sınıfının oldukça altında sonuçlara ulaşıldı.
Karot testlerinde beton kalitesi düştü
Keleşoğlu firması tarafından yürütülen projede temel ve kolon imalatlarının ardından Yapı Denetim firması ile İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından karot numuneleri alındı. Proje kapsamında C37 sınıfında olması gereken betonun bazı testlerde C19, bazı noktalarda ise C13 ve C14 seviyelerinde olduğu belirlendi.
Şantiye sorumlusu balyozla kolonları gösterdi
Hem hak sahibi hem de şantiye sorumlusu olan Mustafa Erdoğan, sonuçların ardından inşaatı durdurduklarını ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne başvurduklarını söyledi. Firma, kendi projesi için yıkım kararı çıkarılmasını sağladı.
Erdoğan, balyozla taşıyıcı kolonlara vurarak betonun durumunu gösterirken, "Normalde kırıcıların bile günlerce zorlandığı C37 kalitesinde bir beton olması gerekiyordu. Ancak balyozla vurduğumuz an ana kirişler ve taşıyıcı kolonlar toz duman oluyor. İçindeki çimentodan ve malzemeden çalındığı apaçık ortada. Müteahhit firmamız bu vebali taşımamak için bilinçli olarak kendi inşaatını şikayet etti ve bu şekilde devam edemem diyerek yıkım sürecini başlattı" dedi.

Bilirkişi raporu süreci değiştirdi
Firmanın testlerinde C13-C19 aralığında çıkan beton için hazırlanan bilirkişi raporunda C67 sonucunun yer aldığını belirten Erdoğan, rapora tepki gösterdi. Yeşilyurt Belediyesi tarafından yıkım ruhsatı verilen yapının yıkımı, Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma ve yeni karot numunelerinin laboratuvar sonuçları tamamlanana kadar geçici olarak durduruldu.
"105 dairede en az 210 insan yaşayacak"
Erdoğan, yetkililere sürecin hızlandırılması çağrısında bulunarak, "Burada 105 daire var, en az 210 insan yaşayacak. Birileri para kazanacak diye insan canı hiçe sayılamaz. Bu ülkede bir daha canların gitmesini istemiyoruz. Devlet büyüklerimizin ve ilgili makamların bu adli süreci hızlandırarak konuyu bir an önce çözüme kavuşturmasını talep ediyoruz" diye konuştu.





