Şehirden kopmadan doğaya yakın yaşam, yeni gayrimenkul trendi oldu
Bir dönem şehir merkezine yakın olmak konut tercihlerinde en kritik kriter olarak görülürken, bugün tablo tersine dönüyor. Artık alıcılar hem şehirle bağlantısını koparmayan hem de doğaya temas edebilen yaşam alanlarına yöneliyor. Özellikle büyükşehirlerde yoğun betonlaşmadan uzak, yeşil alanlarla çevrili ve daha sakin bölgeler yeni “ideal yaşam” tanımını oluşturuyor.
Akşam işten eve dönen bir kişinin balkonundan ağaçları görebilmesi, yürüyüş yaparken trafik yerine doğayla karşılaşması ya da çocuklarını daha huzurlu bir çevrede büyütebilmesi, gayrimenkul tercihlerini doğrudan etkiliyor.
Ulaşım erişimi ile doğaya yakınlık birlikte değerlendiriliyor
Sektör verilerine göre artık konut seçiminde yalnızca metrekare ya da merkez yakınlığı değil; ulaşım ağına erişim, sosyal donatılar ve yeşil alan varlığı birlikte değerlendiriliyor.
Özellikle uzaktan ve hibrit çalışan profesyoneller ile çocuklu aileler, şehir merkezine tamamen uzaklaşmadan doğayla iç içe olabilecek bölgeleri tercih ediyor. Metro hatlarıyla desteklenen ve orman alanlarına yakın konumlanan projeler bu nedenle öne çıkıyor.
Yeşil projelerde fiyat farkı yüzde 20’ye kadar çıkıyor
EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Abdül Şekür Hop, bu dönüşümü şöyle değerlendiriyor:
“Bir konutun değeri artık yalnızca metrekaresiyle ölçülmüyor. İnsanlar daha sağlıklı, daha sakin ve daha dengeli bir yaşam arıyor. Bu da doğrudan gayrimenkul tercihlerini etkiliyor. Yeşil alana bakan daireler ile yoğun trafik cephesindeki daireler arasında fiyat farkı oluşuyor ve bu durum kira ile ikinci el piyasasına da yansıyor.” Hop’a göre doğayla temas eden konutlar yüzde 10 ila 20 arasında daha yüksek fiyatla satışa çıkabiliyor.
Pandemi sonrası kalıcı bir tercih haline geldi
Pandemi döneminde hız kazanan doğaya yönelim, artık kalıcı bir yaşam tercihi haline dönüşmüş durumda. Tamamen şehirden kopmak yerine, şehir içinde doğayla bütünleşen projeler daha fazla ilgi görüyor. Hop, bu segmentte önemli noktanın hızlı kazanç değil, istikrarlı getiri ve değer koruma olduğunu vurguluyor.
Mimari yaklaşım: Doğa artık tasarımın merkezinde
Mimar Dr. Günay Erdem’e göre geleceğin şehirleri, doğayla güçlü bağ kuran yapılardan oluşacak. Erdem, “Geleceğin lüksü balkonundan ağaca dokunabilen insanların yaşadığı kentler olacak” diyerek yeni yaklaşımı özetliyor.
Erdem ayrıca doğayla temasın yalnızca bahçeli evlerle sınırlı olmadığını, doğru tasarım ve planlama ile yüksek yoğunluklu yapılarda da mümkün olduğunu belirtiyor.
İstanbul’da doğaya yakın bölgeler öne çıkıyor
Göktürk, Zekeriyaköy ve Çekmeköy gibi bölgeler doğayla iç içe yaşam arayanların en çok yöneldiği alanlar arasında yer alıyor. Bu bölgelerde hem fiyat artışı hem de kiralama talebi dikkat çekiyor.
Göktürk’te son bir yılda fiyatların yaklaşık %45 artış gösterdiği, Zekeriyaköy’de ise dolar bazlı güçlü bir değer artışı yaşandığı belirtiliyor. Çekmeköy’de ise metro hattına yakın bölgelerde fiyatların daha hızlı yükseldiği görülüyor.
Konut piyasasında yeni yön netleşmiş durumda: şehirden kopmadan doğaya yaklaşmak artık sadece bir tercih değil, yeni yaşam standardı haline geliyor.








