Sürdürülebilir olmayan binalar değer kaybetmeye başladı
Ticari gayrimenkul sektöründe sürdürülebilirlik kriterleri, yatırım kararlarında belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. Enerji verimliliği düşük ve çevresel standartlara uyum sağlamayan binalar, hem yatırımcıların hem de kiracıların tercih listesinde geriye düşerken, sektörde "Kahverengi İndirim" olarak adlandırılan yeni bir değer kaybı sürecinin etkileri hissedilmeye başlandı.
“Kahverengi indirim” etkisi güçleniyor
Dünyanın önde gelen gayrimenkul danışmanlık şirketlerinden CBRE, Türkiye’de ticari gayrimenkul sektöründe dikkat çeken bir dönüşüm yaşandığını açıkladı. Şirketin değerlendirmelerine göre enerji verimliliği düşük, karbon salımı yüksek ve sürdürülebilirlik sertifikalarına sahip olmayan yapılar, piyasada giderek daha düşük değerlerle karşılaşıyor.
LEED ve BREEAM gibi çevre odaklı sertifikalara sahip binaların öne çıktığı bir dönemde, eski ve dönüşüm sürecini tamamlayamayan yapıların hem satış hem de kiralama süreçlerinde dezavantaj yaşadığı belirtiliyor.
“Yeşil prim”in karşısında “kahverengi indirim” var
CBRE Türkiye Genel Müdürü Can Kadir Yalnızcan, sektörün karşı karşıya olduğu dönüşüme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
"Gayrimenkul sektörü, küresel karbon emisyonunun yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu. Bu durum, sürdürülebilirliği bir 'kurumsal sosyal sorumluluk' projesi olmaktan çıkarıp, doğrudan bir finansal performans göstergesine dönüştürdü.
Bugün 'Yeşil Prim' dediğimiz, çevreci binaların yarattığı değer artışını konuşurken, madalyonun diğer yüzünde 'Kahverengi İndirim' gerçeği duruyor. ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerini karşılamayan eski tip binalar, artık sadece prestij kaybetmiyor; aynı zamanda yüksek işletme maliyetleri ve düşük yatırımcı talebi nedeniyle piyasa değerinin altında işlem görme riskiyle karşı karşıya kalıyor."
Dönüşümü kaçıranlar geride kalabilir
Kurumsal şirketler ve uluslararası yatırım fonlarının çevresel kriterleri giderek daha fazla önemsediklerini belirten Yalnızcan, sürdürülebilirlik yatırımlarının artık bir tercih değil zorunluluk haline geldiğini vurguladı.
"Özellikle kurumsal kiracılar ve global fonlar, portföylerinde karbon ayak izi yüksek binalara yer vermek istemiyor. Bu da sürdürülebilirliğe yatırım yapmayan mülk sahipleri için 'atıllaşma' riskini beraberinde getiriyor.
Türkiye’deki mevcut bina stokunun hızla modernize edilmesi ve yeşil dönüşümün finansal stratejilerin merkezine konulması kritik önem arz ediyor. Dönüşümü ıskalayanlar, geleceğin emlak piyasasında oyun dışı kalabilir."








